İstanbul Boğazı kıyısında, Osmanlı döneminden kalma bir konakta yaşayan mimar Emre Kaya, babasının ani ölümüyle mirası devralmak için doksan gün boyunca konakta ikamet etmek zorunda kalır. Hamile eşi Sena'nın doğum vakti yaklaşırken, Emre giderek daha gerçekçi halüsinasyonlar yaşamaya başlar: Ölü çocukluk arkadaşları tekrar belirir, aynada yabancı bir yüz kendisine bakar. Emre, doğum tarihine kadar gerçek ile yanılsamayı ayırt etmek, aile içindeki evlat edinme, cinayet ve 'hafıza mirası' sırlarını çözmek zorundadır. Bu süreçte ağabeyi Kenan'ın gizli entrikaları ve Sena'nın kendi soruşturmasıyla yüzleşir. Arzu, ihanet ve kurtuluşun iç içe geçtiği bu öykü, Türk üst sınıf ailelerindeki onur, kimlik ve aşk çatışmalarını mercek altına alır. Psikolojik gerilim, güç dengesi değişimleri ve geri dönülmez sonuçlarla dolu olan hikâye, her kararın ilişkileri ve kaderi nasıl değiştirdiğini anlatır.