Rauf, Deniz’in babasının eski ortağıydı. Deniz onu çocukken “Rauf amca” diye çağırırdı. Şimdi yüzündeki sıcaklık gitmiş, yerine cilalı bir tehdit oturmuştu.
“Defter nerede?” diye sordu Rauf.
“Bende değil.”
“Yalan söyleme. Aylin sende olduğunu düşündü. Lara da düşündü. Herkes aynı hatayı yapıyor.”
Defne, Deniz’in kolunu tuttu. “Tünel girişi sahnenin altında. Şarkının nakaratını söyle.”
Deniz acıyla güldü. “Ben yıllardır şarkı söylemiyorum.”
Rauf telsizine eğildi. “Ateşi kuzeyden salın.”
Bir anda tepenin ardında alevler yükseldi. Bu sıradan bir orman yangını değildi; rüzgâr hesaplanmış, reçineli ağaç diplerine önceden yanıcı jel sürülmüştü. Yangın bir duvar gibi Karakuyu’ya kapanıyordu.
Deniz’in içinde eski panik uyandı: konser gecesi, çığlıklar, patlayan hoparlörler... O gün ses masasındaki arızayı kaçırdığını sanmıştı. Belki de kaçırmamıştı. Belki biri o sistemi de bilerek bozmuştu.
Defne bağırdı: “Deniz! Lara!”
Yerin altından yine vurma sesi geldi. Deniz dizlerinin üstüne çöktü, yıkık sahnenin metal kapağını yokladı. Paslı yüzeyde küçük kabartmalar vardı: annesinin şarkısındaki dizelerin ilk harfleri. K-S-S-U-T-S-A.
Deniz fısıldadı, sonra sesi büyüdü:
“Kül susmaz, su uyumaz...”
Mekanizma tıkırdadı ama açılmadı. Devamını hatırlamıyordu. Annesinin yüzü gözünün önüne geldi. Son konserinde ona dönüp “Ses yalnız kulakla değil, vicdanla duyulur,” demişti.
Deniz gözlerini kapadı. Çocukluğunun Karakuyu gecesi geri geldi. Disko topunun ışıkları çamların üstünde yıldız gibi dönüyordu. Annesi nakaratı uzatmış, babası sahne arkasından ona bakmıştı.
“Toprak saklar adını, Su döndürür yazgını.”
Metal kapak inledi ve açıldı. İçeriden sıcak, nemli bir hava vurdu.
Rauf silahını çekti. “Aşağı inersen kız da yanar, sen de.”
O anda Defne, boynundaki mavi taşı koparıp sahnenin kenarındaki kuru otlara fırlattı. Taş kırıldı, içinden mavi bir toz yayıldı. Alevler o çizgiye ulaşınca sanki görünmez bir duvara çarptı. Deniz şaşkınlıkla baktı.
Defne, “Karakuyu’nun taşı,” dedi. “Su damarının tuzu. Baban bunu keşfettiği için öldürülmedi; saklandığı için herkes öldü sanıldı.”
Deniz tünele indi. Ardından Rauf’un sesi geldi: “Onu bulursan söyle, Cem Koral bana hâlâ borçlu!”