Deniz Koral, Toroslar’ın unutulmuş bir yamacındaki yangın gözetleme kulesinde üçüncü yazını geçiriyordu. Bir zamanlar İstanbul’da ünlü sanatçıların konserlerinde ses masası başında çalışan, kulaklığıyla kalabalığın nefesini bile ölçebilen bir adamdı. Şimdi tek duyduğu şey rüzgâr, çam iğnelerinin hışırtısı ve telsizden gelen kısa, kuru raporlardı.
Köy halkı onun buraya cezalandırılmak için geldiğini sanıyordu. Aslında Deniz kaçmıştı. Beş yıl önce bir açık hava konserinde çıkan panikte, sahnenin arkasındaki elektrik arızasını fark edemediği için bir dansçı ağır yaralanmış, Deniz mahkemede beraat etse de kendini affedememişti. Müzik bittiğinde hayatı da susmuştu.
O sabah telefonu çekmediği halde eski bir sesli mesaj bildirimi düştü. Gönderen: ablası Aylin. Mesajın tarihi üç gün öncesiydi.
Aylin’in sesi çatallıydı: “Deniz, eğer bunu dinliyorsan Lara’yı bul. Ona kimseye güvenmemesini söyle. Babamızın defteri sende sanıyorlar. Ormana gelme dedim ama beni dinlemedi. Küller konuşacak, Deniz. Annemin şarkısını hatırla.”
Mesaj bir cızırtıyla kesildi. Deniz’in avuçları terledi. Aylin iki gün önce trafik kazasında ölmüştü. Cenazeye gitmemişti; kardeşiyle yıllardır konuşmuyorlardı. Lara ise on altı yaşındaki yeğeniydi, gece yarısı evden çıkıp kaybolmuştu.
Tam o sırada kulenin penceresinden doğu yamaçta ince bir duman çizgisi yükseldi. Mevsim kuruydu, rüzgâr ters esiyordu ve dumanın çıktığı yer, yıllar önce kapatılan Karakuyu şenlik alanıydı. Çocukken köyün yaz diskoları orada yapılırdı; annesi, herkesin “Yıldız” dediği eski bir solist, aynalı kürelerin altında türküleri disko ritmine çevirirdi.
Deniz telsize uzandı. “Karakuyu’da duman var. Ekip gönderin.”
Cevap gecikti. Sonra merkezden tanımadığı bir ses geldi: “Yanlış alarm, Koral. O bölgede kontrollü yakım izni var.”
Deniz dondu. Karakuyu sit alanıydı; orada kontrollü yakım yapılamazdı.
Aşağıda, kulenin tahta merdivenlerinde bir çıtırtı duyuldu. Deniz döndüğünde kapının altından içeri ince bir kâğıt sürüldüğünü gördü. Üzerinde tek cümle vardı:
“Lara yaşıyor. Ama yangın büyümeden defteri getir.”