Defne’nin ajansı, ertesi gün Lale-9’daki büyük final etkinliğini yönetmeye devam ediyordu. Cihan, hiçbir şey olmamış gibi tüm ekibe mesaj göndermişti: “Dün gece harikaydı. Bugün daha güzel olacak.” Mesajdaki rahatlık, tehdidin en korkutucu hâliydi.
Defne ofise gittiğinde herkes onu alkışlarla karşıladı. Kampanya viral olmuştu. Patronu Selim, gülerek yanına geldi. “Defne, müşteri senden büyülendi. Cihan Bey özellikle seni istedi. Bu gece sahne akışını bizzat sen yönetecekmişsin.”
Defne’nin midesi buz kesti. Cihan onu yakalamak için sahneye çağırıyordu. Fakat bu aynı zamanda içeri girme fırsatıydı.
Mert, ajansın teknik tedarikçisi kılığına girdi. Üzerinde firma yeleği, elinde kablo çantası vardı. Defne onu ofisin arşiv odasında görünce şaşırdı.
“Buraya nasıl girdin?”
“Resepsiyondaki çocuk ışıkçıları görünce kimlik sormuyor. İnsanlar karanlıkta çalışana bakmayı unutuyor.”
Defne istemeden gülümsedi. Sonra gülümseme hemen kayboldu. “Bu iş şaka değil. Eğer yakalanırsak sadece kariyerim bitmez.”
Mert, “Benim bitmiş bir kariyerim bile yok,” dedi. “Ama Nadir’in hayatı varsa, ona borçluyuz.”
Defne masanın üstüne kulübün planını serdi. Lale-9’un eski fabrika olduğu için karmaşık bir yapısı vardı: ana pist, sahne arkası, sunucu odası, özel localar ve sadece sahiplerin bildiği yeraltı depo geçidi. Defne, Cihan’ın final konuşması sırasında tüm ışıkları merkezi sisteme bağlayacaktı. Mert ise o sırada sunucu odasına girip ses kaydını bulacaktı.
Plan kusursuz görünüyordu. Ta ki Selim içeri girene kadar.
“Ne yapıyorsunuz siz?” dedi.
Defne dondu. Mert çantasına uzandı ama içinde yalnızca tornavida vardı.
Selim kapıyı kapattı. Sesini alçalttı. “Cihan’ın adamları sabah beni aradı. Sizi sordular. Defne, neye bulaştığını bilmiyorum ama eğer şirketi yakarsan seni koruyamam.”
Defne, patronuna ilk kez çalışan gibi değil, insan gibi baktı. “Beni korumana gerek yok. Sadece yolumdan çekil.”
Selim birkaç saniye sustu. Sonra cebinden bir kart çıkardı. “Sunucu odasının yedek giriş kartı. Dün gece teslim almam gerekiyordu, unuttum. Bazen korkak insanlar da işe yarar.”
Bu beklenmedik yardım, planı yeniden mümkün kıldı. Ancak Selim çıkarken son cümleyi fısıldadı: “Nadir yaşıyor olabilir. Cihan onu bu gece konuşturmayacak, ama göstermeyi planlıyor. Kalabalığa ibret olsun diye.”
Defne’nin rengi soldu. Mert planı buruşturdu. “O zaman sadece kaydı almıyoruz. Nadir’i de çıkarıyoruz.”
Akşam olduğunda Lale-9 yeniden doldu. İnsanlar parıltılı kıyafetleriyle pistte dönerken, kimse tavandaki kameraların, localardaki sert bakışların, kapıdaki fazladan güvenlikçilerin farkında değildi. DJ eski bir disko parçasının modern remiksini çaldı. Defne kulaklığını taktı, sahne akışını başlattı. Mert ise arka koridora geçti.
Sunucu odasının kapısı kartla açıldı. İçerisi soğuk ve dardı. Mert bilgisayarın başına geçti, arşiv klasörlerini açtı. Dosyalar şifreliydi. Ter içinde kaldı. Tam o sırada Defne’nin sesi kulaklığından geldi:
“Mert, hızlan. Cihan sahneye erken çıkıyor.”
Mert, ses masasının tarih kayıtlarını taradı. Koridor mikrofonu dosyasını buldu. Dosya adının yanında kırmızı bir uyarı vardı: “Silinmek üzere.”
İndirme başladı. Yüzde on, yirmi, otuz...
Kapının dışında ayak sesleri duyuldu.