Ertesi sabah Ada, Arman Holding’in yirmi üçüncü katındaki cam toplantı odasında oturuyordu. Dışarıda şehir parlıyor, içeride insanlar yalanlarını parlatıyordu. Kuzey onu “geçici kültür danışmanı” olarak işe aldırmıştı; resmi sebep, yıkılacak kulübün tarihçesini belgelemekti. Gerçek sebep ise USB’deki videonun devamını bulmaktı.
“Bana güvenmiyorsunuz,” dedi Ada.
“Güven pahalı bir lüks,” dedi Kuzey. “Ben gider kalemlerini severim, lüksleri değil.”
Ada gülümsedi. “Öğrencilerime ilk derste şunu öğretirim: İnsan en çok hesapladığı yerden yanılır.”
Kuzey’in odası kusursuzdu: düz çizgiler, siyah mobilyalar, duvarda tek bir resim. Resimde yüzü seçilmeyen bir kadın, kucağında küçük beyaz bir sansar tutuyordu. Ada tabloya bakarken Kuzey perdeyi kapattı.
“Reprodüksiyon,” dedi hızlıca.
“Ben sormadım.”
“Bakışınız sordu.”
O gün şirket içinde tuhaf şeyler oldu. Ada’nın kartı sadece arşiv katını açıyordu ama kart birden yönetim kasasına da izin verdi. Kuzey’in asistanı Lara, bunu sistem hatası diye geçiştirdi. Fakat Ada arşivde eski sevkiyat kayıtlarını bulduğunda hata olmadığı belliydi. On iki yıl önce Berlin’den gelen özel bir sanat eserinin gümrük kaydı silinmişti. Kayıtta yalnızca şifreli bir not kalmıştı: “Ermine uyurken neon söner.”
Akşamüstü yönetim kurulu başkanı Rauf Arman, Ada’yı odasına çağırdı. Kuzey’in amcası olan Rauf, insanların üzerine ipek bir mendil gibi nezaket bırakır, sonra o mendille boğazlarını sıkardı.
“Babanız iyi bir adamdı,” dedi Rauf. “Ama iyi insanlar bazen kötü insanların yanında durduklarını fark etmez.”
Ada’nın elleri buz kesti. “Babamın adını aklamak istiyorum.”
“Bazı isimler temizlenirse şehir kirlenir.” Rauf çekmeceden bir zarf çıkarıp masaya koydu. İçinde Ada’nın okulundan alınmış disiplin soruşturması belgeleri vardı. Sahteydi ama yeterince tehlikeliydi. “Öğretmenliğinizi kaybetmek istemezsiniz.”
Ada zarfı almadı. “Bana ders vermeye çalışıyorsunuz.”
Rauf güldü. “Hayır kızım. Ben dersi satın alırım, öğretmeni kovarım.”
Kapı açıldı. Kuzey içeri girdi. “O zaman bu öğretmen bugün mesaiyi benimle bitiriyor.”
Ada şaşırdı; Kuzey ilk kez onu korumuştu. Ama asansöre bindiklerinde Kuzey fısıldadı: “Bunu sizin için yapmadım. Amcamın korktuğu şeyi öğrenmek istiyorum.”
Asansör on üçüncü katta durdu. Kapılar açıldığında içeride kimse yoktu, sadece zeminde eski bir kulüp bileti vardı. Üzerinde lacivert mürekkeple tek cümle yazılıydı:
“Tanık ölmedi. Bu gece pistte dans edecek.”