Mira o gece Neon Kuyu’ya yalnız gitmedi. Efe’yi aramadı; ona hâlâ güvenmiyordu. Bunun yerine kulübün eski DJ’i ve çocukluk arkadaşı Sarp’ı yanına aldı. Sarp, renkli gömlekleri ve neşeli sözleriyle herkesin “sorunsuz adam” sandığı biriydi, oysa kulübün ses sisteminden güvenlik kameralarına kadar her kabloyu ezbere bilirdi.
“Bir gün normal bir kahve içmeye çağırsan şaşıracağım,” dedi Sarp, çatının kapısını açarken.
“Normal insanlar normal kahve içer.”
“Sen de haklısın, biz bodrumda disko topuyla büyüdük.”
Çatıya çıktıklarında rüzgâr sertti. Şehir aşağıda sarı ışıklarla titriyordu. Ortada küçük bir paket duruyordu. Paketin içinden eski bir kaset ve minik bir USB bellek çıktı. Kasetin üzerinde el yazısıyla tek cümle vardı: “Rauf’un ilk dersi.”
Sarp kaseti kulübün eski çalarına taktı. Cızırtılı bir ses duyuldu. Sonra Rauf’un genç sesi:
“Bir insanı yönetmek istiyorsan ona günahını değil, umudunu rehin al.”
Kayıt devam etti. Rauf, yıllar önce bir müze restorasyon projesi sırasında orijinal eserleri sahteleriyle değiştirdiklerini, bazı görevlileri susturduklarını, bir yangını kaza gibi gösterdiklerini anlatıyordu. Mira’nın kalbi sıkıştı. Çünkü o yangında babası ölmüştü. Mira’ya hep babasının dikkatsizlik yüzünden can verdiği söylenmişti.
USB belleği açtıklarında dosyalar arasında babasının adı vardı: Cem Aral. Yanında “itiraz etti, tasfiye edildi” notu yazıyordu.
Mira’nın dizleri çözüldü. Sarp onu tuttu.
“Ben sadece borçlu bir kız olduğumu sanıyordum,” dedi Mira. “Meğer yetim kalmam bile onların kararıymış.”
O anda çatı kapısı açıldı. Efe içeri girdi, arkasında iki güvenlik görevlisi vardı. Mira geri çekildi.
“Demek beni takip ettin,” dedi.
Efe ellerini kaldırdı. “Onlar benimle değil.”
Güvenlik görevlilerinden biri silahını çıkardı. Sarp, refleksle disko topunu asılı tutan zincire tekme attı. Paslı mekanizma koptu, dev top yere çakıldı, cam parçaları çatının ışığında binlerce yıldız gibi dağıldı. Kargaşada Efe Mira’nın elini tuttu, merdivenlere doğru koşmaya başladılar.
“Bırak elimi!”
“Bırakırsam vuracaklar!”
“Belki de sen vuracaksın!”
Efe durdu. İlk kez gözlerinde gerçek bir kırılma vardı. “Mira, babanın dosyasını ben buldum. Sana ulaştırmak isteyen bendim. Ama Nilay beni de izliyordu. Sana yaklaşmam görevdi, evet. Ama seni sevmem planın parçası değildi.”
Mira bu cümleyi duymak istemedi. Çünkü kalbinin en tehlikeli yanı hâlâ ona inanmak istiyordu.
Aşağıdan siren sesleri yükseldi. Ama polis sireni değildi. Kulübün yangın alarmıydı. Birisi Neon Kuyu’yu yakıyordu.