İstanbul’un eski hanlarından birinin bodrumunda, dışarıdan bakınca kapalı bir depo gibi görünen “Neon Kuyu” adında bir kulüp vardı. Haftanın üç gecesi kapıları açılır, içeride yetmişlerin parlak aynaları, mor ışıklar, paslı disko topları ve sabaha kadar susmayan plaklar dönmeye başlardı. Kulübün resmi sahibi, şehirde kimsenin tam olarak sevmediği ama herkesin tanıdığı iş insanı Rauf Selen’di. Rauf, gündüzleri kültür yatırımları yapan saygın bir holding patronu, geceleri ise kimliksiz insanların birbirini bulduğu Neon Kuyu’nun gölgesiydi.
Mira Aral, kulübün arşiv odasında çalışıyordu. Eski plakların, kamera kayıtlarının, sahne listelerinin ve müşterilere ait unutulmuş eşyaların kaydını tutardı. Üniversitede sanat tarihi okumuş, annesinin tedavisi için okulunu bırakmış, borç yüzünden de Rauf’un şirketine mecbur kalmıştı. Kendine sürekli aynı cümleyi söylerdi: “Bugün güzel geçerse yarın için güç toplarım.” Ama o gece, güzel geçmeye niyetli değildi.
Kulübün özel davetlerinden birinde, holding çalışanları ve sanat koleksiyonerleri aynı pistte buluşmuştu. Herkes dans ederken, Mira bodrum katındaki arşiv kamerasında tuhaf bir şey gördü. Rauf, kimsenin girmemesi gereken kırmızı kapılı odaya girmişti. Yanında, şirkete yeni gelen hukuk danışmanı Efe Koral vardı. Efe, haftalardır Mira’ya yardım ediyor, annesi için iyi doktorlar öneriyor, kahvesini nasıl içtiğini ezberliyordu. Mira ona güvenmek üzereydi; güvenmek, Mira’nın uzun zamandır unuttuğu bir lükstü.
Kamera görüntüsünde Rauf ile Efe tartışıyor gibi görünüyordu. Ses yoktu. Sonra görüntü bir anlığına dondu. Ekran tekrar canlandığında Rauf yerde yatıyordu, Efe ise elindeki beyaz mendille yüzünü siliyordu. Aynı anda kulübün elektrikleri kesildi. Müzik sustu, insanlar bağırdı, acil ışıklar yandı.
Mira arşiv odasından çıkıp merdivenlere koştuğunda, kırmızı kapılı odanın önü kalabalıktı. Kapı açıktı. İçeride Rauf yoktu. Sadece yerde kırılmış bir saat, duvarda sökülmüş bir tablo çerçevesi ve kan gibi görünen koyu kırmızı bir leke vardı.
Polis geldiğinde herkes aynı soruyu soruyordu: Rauf Selen nerede?
Mira ise başka bir şey düşünüyordu. Kamera kayıtlarında gördüğü şey gerçek miydi, yoksa biri ona özellikle izletmek için mi bırakmıştı?