Duru ve Aras, sunucu odasından eski kablo tüneline girerek kurtuldu. Dumanın içinde Aras’ın eli Duru’nun elini buldu. Duru normalde kimsenin kendisine böyle dokunmasına izin vermezdi. Ama o an, karanlıkta dudak okuyamazken, Aras’ın parmaklarının titremesi ona ilk kez bir insanın korkusunu doğrudan anlattı.
Ertesi gün pasaportları hazırdı. Aras’ın sahte bir konferans bahanesiyle Berlin’e gitmesi gerekiyordu; Duru ise şirket arşivinden “danışman” olarak gösterildi. Karmen Holding onların peşindeydi, polis Duru’yu hâlâ şüpheli görüyordu, ama mikrofilmi bulmadan kimseye gerçeği kanıtlayamazlardı.
Berlin soğuktu. Yağmur, taş kaldırımlara ince iğneler gibi düşüyordu. Eski müzayede binası artık özel bir sanat deposuna çevrilmişti. İçeri girmek imkânsız gibiydi. Fakat Duru’nun babasından kalan küçük defterde, Aytaşı Bahçesi’ndeki bazı isimlerin yanında garip semboller vardı. Aras bu sembollerden birinin Berlin deposunun güvenlik amblemine benzediğini fark etti.
Gece yarısı binaya girdiler. Duru kameraların kör noktalarını hesapladı; Aras kilitleri açtı. Erminli Kadın portresi üçüncü katta, iklim kontrollü cam bir odadaydı. Resimdeki kadın, sanki yüzyıllardır herkesi suçüstü yakalamış gibi bakıyordu.
Tablonun arkasını açtıklarında mikrofilm gerçekten oradaydı. Ama yalnız değillerdi.
Depo ışıkları yandı. Karşılarında Süreyya Karmen’in torunu ve şirketin parlayan yüzü Ece Karmen duruyordu. Sosyal medyada iyilik meleği gibi tanınan Ece, elinde susturuculu tabancayla gülümsedi.
“Büyükannem yaşlandı,” dedi. “Sırları taşımayı bilmiyor artık. Ben yeni düzen kuracağım.”
Duru onun dudaklarını okurken, kelimelerin arkasındaki hırsı gördü. Ece, Mümtaz’ı öldürmemişti belki, ama cinayeti örtbas eden zincirin en yeni halkasıydı. Mikrofilmde ne olduğunu bilmiyordu; sadece yok edilmesi gerektiğini biliyordu.
Aras, Ece’yi oyalamaya çalıştı. “Annemin hayatını kim mahvetti?”
Ece omuz silkti. “Aileniz, bizim hikâyemizde figürandı.”
Bu cümle Aras’ı paramparça etti. Duru o an bir şey fark etti: Ece’nin bileğinde mühür yüzüğü yoktu. Ama boynunda, disko ışığında gördüğü sembolün aynısı olan küçük bir kolye vardı.
Silah patladı. Kurşun cam vitrini parçaladı. Duru refleksle yangın sistemini çalıştırdı. Sis ve su arasında Aras mikrofilmi aldı, Duru ise Ece’nin telefonunu cebinden çekti. Kaçarken ekranda açık kalan bir mesaj gördü:
“Ritüel bu gece tamamlanacak. Tanık getirilmezse kız ölür.”
Mesajın altında bir fotoğraf vardı. Duru’nun annesi, gözleri bağlı şekilde Aytaşı Bahçesi’nin eski dönme dolabına bağlanmıştı.
Duru’nun içindeki bütün sessizlik çığlığa dönüştü.