Aras Korkmaz’ın ofisine döndüğünde gece yarısını geçmişti. İstanbul, camlara yağmur damlalarıyla imza atıyordu. Mina asansörden indiğinde koridorda ışıklar yanmıyordu. Yalnızca Aras’ın odası aydınlıktı. İçeri girdiğinde annesi koltukta oturuyordu; yorgun ama sağdı. Yanında bir hemşire vardı.
Mina annesine sarıldı. “Sana ne yaptılar?”
Annesi fısıldadı: “Hiçbir şey. Aras Bey beni hastaneden aldırmış. Evimizin önünde iki adam bekliyormuş.”
Mina’nın öfkesi ve minneti birbirine karıştı. Aras pencerenin önünde duruyordu. “Bana güvenmediğin için seni suçlamıyorum,” dedi. “Ama düşmanını yanlış seçersen gerçeğe ulaşamadan ölürsün.”
Mina telefonu masaya attı. Tehdit mesajını, videoyu, Disko Mezarlığı’nda duyduklarını anlattı. Aras hiçbir yerde şaşırmadı. Bu Mina’yı daha çok korkuttu.
“Leyla ölmeden önce ‘Korkmaz’ dedi,” dedi Mina sonunda. “Bu sen misin?”
Aras uzun süre sustu. Sonra masasının kilitli çekmecesinden eski bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta genç Aras, Leyla Soren ve başka bir adam vardı. Adamın yüzü çizilmişti.
“Korkmaz benim soyadım değil,” dedi Aras. “Çocukken koruyucu aileye verildiğimde aldım. Gerçek babamın adı Rauf Sarnıç. Bu şehirdeki sanat kaçakçılığı ağını kuran adam. Leyla onun izini sürüyordu. Ben de yıllardır onu yakalamaya çalışıyorum.”
Mina fotoğrafa baktı. “Bunu neden polise vermedin?”
“Çünkü polis dosyayı kapatırdı. Rauf’un listesinde mahkemeden insanlar var. Kaan’ın suçlanması tesadüf değil. Halkın sevdiği bir yıldız düşerse herkes onun çöküşünü izler, kimse tabloyu sormaz.”
Aras ilk kez Mina’ya avukat gibi değil, yaralı bir insan gibi bakıyordu. “Ben Leyla’yı koruyamadım. Seni korumak içinse yalan söyledim.”
Bu itiraf, Mina’nın kalbinde bir kapıyı araladı ama içeri ışık mı girdi, yangın mı çıktı anlayamadı. Aras ona yaklaştı. Aralarında yalnızca masa değil, sırlar, tehditler ve yanlış zamanlarda doğan duygular vardı.
“Sarnıç No: 9 nedir?” diye sordu Mina.
Aras’ın yüzü değişti. “Yeraltında eski bir Bizans sarnıcı. Rauf orayı depo ve toplantı yeri olarak kullanırdı. Ama oraya gitmek intihar.”
“Gitmezsek annemi, Kaan’ı ve belki seni kaybederim.”
“Beni neden umursuyorsun?”
Mina cevap vermek istemedi. Çünkü cevap davayı zayıflatırdı. Çünkü birini sevmenin en tehlikeli yanı, onun suçlu olma ihtimalini de sevmekti.
Tam bu sırada ofisin cam duvarına kırmızı lazer noktası düştü. Aras Mina’yı yere çekti. Cam patladı. Kurşun, Leyla’nın fotoğrafını parçaladı.
Karanlıkta alarm çalarken Aras tek cümle söyledi: “Artık mahkeme salonuna değil, savaş alanına hazırlanıyoruz.”