Mina eve döndüğünde kapısı aralıktı. İçeride hiçbir şey çalınmamıştı, sadece çocukluk fotoğrafları masaya dizilmişti. En üstteki fotoğrafta beş yaşındaki Mina, bir hastane yatağında oturuyordu. Arkasında, hemşire kıyafetli genç bir kadın vardı. Kadının boynunda beyaz gelincik kolyesi asılıydı.
Mina annesini aradı. Annesi telefonu açınca sadece şunu söyledi: “O geceyi kim anlattı sana?”
Mina’nın boğazı kurudu. “Hangi geceyi?”
Annesi ağlamaya başladı. “Seni Neon Kuyu’nun arka kapısında bulduk. Adını bile söyleyemiyordun. Yangın, izdiham dediler. Seni korumak için sustum.”
Dünya bir anda eğildi. Mina, hayatı boyunca kendini sıradan bir memur, silik bir kız sanmıştı. Meğer geçmişinin tam ortasında, herkesin kapatmaya çalıştığı bir kapı duruyordu.
Ertesi gün Emir’le gizlice Neon Kuyu’nun eski binasına gittiler. Kulüp, Karaköy’ün unutulmuş bir sokağında, üstü depo yapılmış çürük bir yapıydı. İçeri girdiklerinde rutubet, pas ve eski parfüm kokusu birbirine karıştı. Sahnenin arkasındaki duvarda beyaz boyayla çizilmiş bir gelincik işareti duruyordu. Mina işarete dokununca zihninde bir anı parladı: Kırmızı ışıklar, dönen aynalı küre, bağıran bir kadın, elini tutup kaçmasını söyleyen Defne Arel...
“Ben onu tanıyordum,” dedi Mina. “Annen beni kurtarmış.”
Emir ona bakarken bütün savunmaları yıkılmış gibiydi. “O zaman sen sadece arşivci değilsin. Sen son canlı tanıksın.”
Tam o anda kulübün ana salonunda ışıklar yandı. Eski disko topu dönmeye başladı. Hoparlörlerden aynı ritim yükseldi. Salonun ortasında takım elbiseli, maskeli insanlar belirdi. Başlarında Emir’in babası Rauf Arel vardı. Yanında Selin duruyordu.
Rauf alkışladı. “Ne dokunaklı. Oğlum, annenin hayaletinin peşinden sonunda doğru yere geldin.”
Emir öne atıldı. “Onu sen öldürdün.”
Rauf’un yüzü kıpırdamadı. “Defne kuralları bozdu. Beyaz Gelincik kardeşliğinin isimlerini basına verecekti. O gece küçük bir kız da her şeyi görmüştü. Neyse ki hafızası kırılgandı.”
Mina’nın dizleri titredi ama geri çekilmedi. “Artık değil.”
Selin, Mina’ya doğru yürüdü. “Bu yüzden buradasın. Bu gece eski bir borç kapanacak. Bir tanık sustuğunda karar temiz çıkar.”
Maskeli adamlar etraflarını sardı. Emir, Mina’nın elini tuttu. Aralarında söylenmemiş her şey, o temasın içinde çarpıyordu. Ama kaçacak kapı yoktu. Rauf, sahnenin üstündeki eski kamerayı gösterdi.
“İtiraf ister misiniz? Alın size itiraf. Ama yayınlanmayacak. Çünkü buradan canlı çıkmayacaksınız.”
Mina, kameranın kırmızı ışığına baktı. Sonra aniden gülümsedi. “Bazen arşivciler sadece dosya saklamaz. Kopya da alır.”