Ertesi sabah belediyede her şey normal görünüyordu. Çaycı aynı esprileri yapıyor, müdür aynı imzaları unutuyor, yazıcı aynı sayfayı yutuyordu. Fakat Mina için ofis artık bir labirentti; her masa bir sır, her gülümseme bir maske olabilirdi.
Kaan, gece gördükleri projeksiyonun sahte olabileceğini söyledi. “Birileri seni yönlendiriyor olabilir.”
“Ya da birileri beni yıllardır uzak tutuyor,” diye karşılık verdi Mina.
Aralarındaki gerilim yalnızca korkudan değildi. Kaan’ın Mina’ya bakışında mesleki dikkatin ötesine geçen bir şey vardı. Mina bunu fark ediyor, ama güvenmekten korkuyordu. Çünkü babasının dosyasında da herkes birbirine güvenmiş görünüyordu: savcı, polis, bilirkişi, gazeteci… Sonra dosya yok olmuştu.
Öğle arasında Kaan, Mina’ya eski bir gazete kupürü getirdi. Kupürde Neon Kuyu’nun kapanış gecesiyle ilgili küçük bir haber vardı: “Ünlü sanatçı Leyla Suna sahne sonrası fenalaştı.” Leyla Suna, Mina’nın annesinin sahne adıydı.
Mina annesini aradı. Annesi telefonu açınca uzun süre sessiz kaldı. Sonra sadece, “O kulübe gittin mi?” diye sordu.
“Evet.”
“Öyleyse seni de gördüler.”
Mina’nın boğazı düğümlendi. “Kim onlar?”
Annesi ağlamamak için sesini sertleştirdi. “Kendilerine Halka diyorlardı. Sanatçıları, hakimleri, iş insanlarını aynı masada toplarlardı. Her on yılda bir ‘arınma gecesi’ düzenler, birini suçlu ilan eder, sonra herkesin günahını onun üstüne yıkarlardı. Baban bunu mahkemede anlatacaktı.”
“Peki neden anlatmadı?”
Telefonun diğer ucunda derin bir nefes duyuldu. “Çünkü o gece ben hamile olduğumu öğrendim. Seni kullanacaklarını söylediler.”
Mina’nın gözleri doldu. Kaan ona bir adım yaklaştı ama dokunmadı. Dokunmamak bazen en büyük incelikti.
Tam o anda arşiv odasının kapısı açıldı. Belediye başkan yardımcısı Sema Korur içeri girdi. Her zaman zarif, her zaman ölçülü kadının bileğinde üç iç içe halka şeklinde bir bileklik vardı.
Sema gülümsedi. “Mina Hanım, sizinle özel bir dosya hakkında konuşmamız gerekiyor.”
Kaan araya girdi. “Ben de geleyim.”
Sema’nın gülümsemesi bozulmadı. “Siz zaten fazlasıyla geldiniz, Kaan Bey. Babanızın dosyasını kapatan savcının oğlu olarak bu kadar meraklı olmanız takdire şayan.”
Mina geri çekildi. Kaan’ın yüzü bembeyaz oldu. Sakladığı şey sonunda ortaya çıkmıştı.