İstanbul’un kış geceleri iki türlü parlar: Boğaz’ın üstüne düşen eski ışıklarla ve insanların birbirine yalan söylerken taktığı yeni maskelerle.
Mira Sancak, bu ikisine de güvenmezdi.
Otuz katlı Karanfil Plaza’nın en alt katında, kimsenin görmek istemediği belgelerin yaşadığı bir arşiv odasında çalışıyordu. Resmî unvanı “dijital uyum denetçisi”ydi; gerçekte yaptığı iş, şirketlerin silinmiş sandığı izleri bulmak, imzaların tarihlerini karşılaştırmak, gecenin üçünde atılmış e-postaların kime ait olduğunu anlamaktı.
Üst katlarda çalışanlar onu pek tanımazdı. Tanıyanlar da “sessiz kız” derdi. Mira sessiz değildi; sadece insanların ses çıkarmadan da ne kadar çok şey itiraf ettiğini biliyordu.
O gece Karanfil Plaza’nın teras katında “Geçmişe Veda” temalı bir parti vardı. Neon ışıklar, eski diskotek müzikleri, gümüş maskeler, fotoğraf köşeleri… Şirketin yeni genel müdürü Asil Renda, holdingin imajını yenilemek için herkesi çağırmıştı. Mira normalde gitmezdi. Ama arşiv sisteminde üç gündür aynı garip dosya beliriyordu: “ERMİN_17”. Dosya açılmıyor, silinmiyor, yalnızca her gece 23.17’de üst yönetim sunucusuna kopyalanıyordu.
Parti davetiyesinde de aynı saat yazıyordu: “Ana gösteri 23.17’de.”
Mira, bunu tesadüf sayamayacak kadar uzun süredir dosyalarla yaşıyordu.
Teras katına çıktığında müzik duvar gibi çarptı. İnsanlar gülüyor, dans ediyor, parfümler birbirine karışıyordu. Herkes geçmişe veda etmekten bahsediyordu ama herkes geçmişini cebinde taşır gibiydi.
Asil Renda sahnenin yanında duruyordu. Siyah takımının yakasında küçük, beyaz bir kakım rozeti vardı. Mira onunla yalnızca iki kez konuşmuştu; ikisinde de adam doğrudan gözlerinin içine bakmış, cevaplarından fazlasını duymuş gibi davranmıştı.
“Mira Sancak,” dedi Asil, kalabalığın içinden onu fark ederek. “Arşivden yüzeye çıkmanız özel bir sebep mi?”
“Belki de ben de geçmişe veda etmek istemişimdir.”
Asil’in dudaklarında kısa bir gülümseme belirdi. “Sizin geçmişe veda edeceğinizi sanmam. Siz onu klasörleyip yedeklersiniz.”
Mira cevap vermek üzereyken ışıklar bir an titredi. Müzik boğuklaştı. Sahnenin arkasındaki dev ekranda eski bir tablo belirdi: kürklü bir kadın portresi, gözleri sanki kameraya değil de odadaki tek kişiye bakıyordu.
Sonra ekran karardı.
23.17.
Bir çığlık yükseldi.
Kalabalık ikiye yarıldığında, finans direktörü Vedat Koray cam zeminin üzerinde yatıyordu. Göğsünde ince, siyah bir bıçak saplıydı. Elinde ise Mira’nın daha önce yalnızca ekranda gördüğü dosyanın çıktısı vardı: ERMİN_17.
Herkes donmuştu. Ama Mira donmadı. Çünkü camın yansımasında, sahnenin arkasındaki servis kapısından çıkan gümüş maskeli birini görmüştü.
Ve o kişinin bileğinde, Asil Renda’nın az önce taktığı kakım rozetinin aynısından vardı.