Lalin o akşam eve gitmedi. Arşiv katındaki kameraların kayıtlarına bakmak istedi ama sistemde o saate ait görüntüler silinmişti. Sadece tek bir kare kalmıştı: laboratuvar kapısının önünde beyaz saçlı yaşlı bir temizlik görevlisi, yüzünü kameraya çevirmiş ve sanki kameranın arkasındaki kişiyi tanıyormuş gibi gülümsüyordu.
Kadının adı şirket kayıtlarında Nadire Sönmez görünüyordu. Fakat insan kaynakları sisteminde böyle bir çalışan yoktu.
Aras, Lalin’in masasının karşısına oturduğunda saat gece yarısını geçmişti. Plaza katları boşalmış, koridor ışıkları hareket sensörleriyle yanıp sönmeye başlamıştı.
“Bu işe karışma,” dedi Aras.
Lalin alayla güldü. “Bu cümleyi söyleyen herkes ya suçludur ya da suçluyu koruyordur.”
Aras’ın bakışları sertleşti. “Ben kardeşimi koruyamadım. Başkasını korumaya çalışıyorum.”
İlk kez Aras’ın sesinde bir çatlak duydu. Lalin sormadan duramadı. Aras anlattı: Kız kardeşi Mina, iki yıl önce Verda Holding’in bir müzik yarışmasında finalist olmuş, final gecesi sahneden indikten sonra ortadan kaybolmuştu. Polis dosyası “gönüllü kayıp” diye kapanmıştı. Aras ise Mina’nın Cemre Vural efsanesinin peşine düştüğünü, Neon Bahçe yangınıyla ilgili gizli bir tanık aradığını öğrenmişti.
“Ben bu şirkete hukuk direktörü olarak girmedim,” dedi. “İçeri sızdım.”
Lalin’in ona güvenmesi için hiçbir sebep yoktu. Ama güvenmemesi için de fazla sebep vardı; bu yüzden tuhaf biçimde dürüst görünüyordu.
Ertesi gün holdingde büyük bir toplantı yapıldı. Yönetim kurulu başkanı Selim Verda, kırkıncı yıl kampanyasını tanıttı. Dev ekranda Cemre Vural’ın genç yüzü belirdi; dijital olarak parlatılmış, acısı silinmiş, sesi pazarlanabilir hâle getirilmişti.
Selim Verda konuşurken salondaki herkes alkışladı. “Geçmişimize sahip çıkıyoruz,” dedi. “Neon Bahçe sadece bir eğlence mekânı değil, bu ülkenin hafızasıdır.”
Lalin, o anda toplantı salonunun arkasında Nadire’yi gördü. Yaşlı kadın servis arabasını itiyor, kimse ona bakmıyordu. Lalin peşinden koridora çıktı.
“Nadire Hanım!”
Kadın durmadı. Yangın merdivenine saptı. Lalin koştu, ama merdiven boşluğunda sadece servis arabasını buldu. Üzerinde katlanmış bir peçete vardı. Peçetenin içine eski bir kulüp bileti sıkıştırılmıştı: Neon Bahçe, 17 Ekim 1986, Özel Gece.
Biletin arkasında titrek bir yazı vardı:
“Tanık sahneye çıkarsa herkes ölür.”
Aynı gece Lalin’in kapısına isimsiz bir zarf bırakıldı. İçinden Mina Demir’in fotoğrafı çıktı. Fotoğrafın arkasında tek cümle yazıyordu:
“Aras’a âşık olursan sen de kaybolursun.”
Lalin fotoğrafı elinde tutarken kalbi hızlandı. Çünkü o ana kadar Aras’a âşık olma ihtimalini kendine bile itiraf etmemişti.