Emir, saldırganın üzerine yürüdü. Rafların arasında boğuşma sesi yükseldi, bir cam kırıldı. Lale panikle acil ışık düğmesine bastı. Kırmızı lambalar yanınca yerde sadece devrilmiş klasörler, kırık bir broş iğnesi ve açık bir havalandırma kapağı gördüler.
Saldırgan kaçmıştı.
Broş iğnesinin ucunda tilki başı işlemesi vardı.
Emir’in kolu kesilmişti. Lale, ofisin mutfağında yarasını temizlerken ilk kez ona yakından baktı. Emir’in sertliği, doğuştan gelen bir mesafe değil; sonradan öğrenilmiş bir savunmaydı.
“Beni neden korudun?” diye sordu Lale.
“Çünkü ölürsen dosya eksik kalır.”
“Çok romantik.”
Emir hafifçe güldü. “Romantik olsaydım, bu binada çalışmazdım.”
Lale bandı çantasına koydu. Emir gördü ama engellemedi.
Ertesi sabah savcılık, Rauf Karan cinayetiyle ilgili ilk şüpheliyi açıkladı: Emir Savaş. Gerekçe açıktı. Cinayet saatinde binadaydı, Rauf’la son hafta içinde sert tartışmalar yaşamıştı ve güvenlik sistemini değiştiren oydu.
Lale haberleri izlerken elleri buz kesti. Emir ise gözaltına alınmadan önce ona tek cümlelik bir mesaj gönderdi:
“Bana inanmak zorunda değilsin, ama bandı kimseye tek başına teslim etme.”
Lale inanmak zorunda değildi. Zaten insanlara inanmayı uzun zaman önce bırakmıştı. Babası bir trafik kazasında öldüğünde sekiz yaşındaydı. Annesi yıllarca o kazanın kaza olmadığını söylemiş, sonra kendi sessizliğinde kaybolmuştu. Lale büyüdükçe, geçmişi kurcalamanın insanı iyileştirmediğini sanmıştı.
Ama şimdi geçmiş, elinde beyaz kürk parçasıyla geri dönmüştü.
Başkomiser Derya, Lale’yi emniyete çağırdı. “Emir Savaş’ı ne kadar tanıyorsun?”
“Az.”
“Güveniyor musun?”
Lale cevap vermedi.
Derya dosyadan bir fotoğraf çıkardı. Emir, gençliğinde mahkeme koridorunda bir kadının yanında duruyordu. Kadın Lale’nin fotoğraftaki beyaz kürklü kadına benziyordu ama daha yaşlıydı.
“Bu kadın Selma Varnalı,” dedi Derya. “Eski sahne tasarımcısı, uluslararası bağlantıları olan bir koleksiyoner. Rauf’un gençlik yıllarındaki ortağı. Emir Savaş’ın da annesi.”
Lale’nin içindeki bütün sesler sustu.
Emir, ona bunu söylememişti.
Derya öne eğildi. “Şimdi sorumu tekrar sorayım. Emir’e güveniyor musun?”
Lale dudaklarını araladı ama cevap veremedi. Çünkü telefonuna bilinmeyen bir numaradan video geldi.
Görüntüde Emir sorgu odasındaydı. Karşısında Selma Varnalı oturuyordu. Kadın kameraya bakmadan konuşuyordu:
“O kız bandı bulduysa, babasının nasıl öldüğünü de öğrenecek. O zaman onu da susturmak gerekir.”
Video bitti.
Ve Lale ilk kez, aşk sandığı şeyin belki de ustaca kurulmuş bir tuzak olduğunu düşündü.