Ertesi akşam lobinin özel köşesinde buluştuk. Kenji'nin yorgun gülümsemesi, geniş omuzları ve altın yüzüğünün soğuk dokunuşu zihnimde yankılanıyordu. Kendi hayatıma yabancıydım; sahnelerden gelen o yabancılık hissi şimdi lobide daha da yoğundu. Konuşmalarımız kurumsal sırlara kaydı. Ailesinin siyasi bağlantıları, benim sahnelerdeki varlığım arasında ince bir şantaj ipliği gerildi. İhtirasımız yavaş yavaş yükseldi; dudaklarımız birbirine değmeden önce nefeslerimiz karıştı. O an gücün tadını aldım. Kenji'nin göçmen geçmişini kullanarak ailemin itibarını koruma vaadi beni daha derine çekti. Ama anılarım karışıktı; gerçekten o geceyi hatırlıyor muydum yoksa zihnim mi uyduruyordu? İlişkimiz aynı cinsiyetten yasak bir çizgide ilerlerken kurumsal entrikalar lobinin duvarlarını titretiyordu. İniş başlamıştı; arzu güçle besleniyordu. Kenji'nin eli benimkine uzandı, parmakları nazikçe kenetlendi. Bu dokunuş tamamen rızaya dayalıydı; ikimiz de bu anı istiyorduk. Güç dengesi değişiyordu. Ben, ailesinin baskısından kurtulmak için Kenji'nin sunduğu koruma vaadini kabul ediyordum. O ise benim sahnedeki karizmamı ve aile bağlantılarımı kullanarak kendi işlerini ilerletmek istiyordu. Bu karşılıklı bir oyun gibiydi. Lobinin loş ışıkları altında öpücüklerimiz derinleşti. Tenlerimiz birbirine değdikçe arzu alevlendi. Kenji'nin yorgun gülümsemesi şimdi daha davetkâr hale gelmişti. Anılarım yine yanıltıcıydı; o öpücüğü mi yaşamıştım yoksa arzum mu sahneyi büyütüyordu? Ailemin itibarını riske atan bu ilişki, içimde moral bir çatışma yaratıyordu. Yasak çekimle yüzleşmek zorundaydım. Kenji'nin hikâyeleri daha da derinleşti; yalnızlığını, başarısını ve şimdi beni nasıl istediğini anlattı. Ben de ona sahnedeki maskemi, aile baskısını ve bu karşılaşmanın beni nasıl özgürleştirdiğini itiraf ettim. İniş daha da hızlandı. Her buluşma yeni bir sır katmanı ekliyordu. Şantaj tehdidi henüz tam olarak ortaya çıkmamıştı ama gölgelerde dolaşıyordu. Emir olarak kendi kararlarımı sorguluyordum; gerçekten kontrol bende miydi yoksa Kenji mi yönlendiriyordu? Bu belirsizlik arzuyu daha da körüklüyordu.